TÜZÜK
 HAKKIMIZDA
 DERNEĞİMİZİN KURULUŞU
 GÖREVLERİMİZ
 ORGANİZASYON ŞEMASI

 Halil Kütük
Sivil Toplum Kuruluşlarında Başarının Yolları
 Mustafa Coşkun

Anket

Sitemizi beğendiniz mi?


Fotoğraf Galerisinden
giresun merkez


İlçelerimiz

Alucra
Bulancak
Çamoluk
Çanakçı
Dereli
Doğankent
Espiye
Eynesil
Görele
Güce
Kesap
Merkez
Piraziz
Şebinkarahisar
Tirebolu
Yağlıdere
 
Yağlıdere İlçesine ait Tarihi Yerler

   1. KÖPRÜLER:
Yağlıdere Çayı üzerinde; Ağanın Köprüsü, Harava Köprüsü, Sınır Köprüsü gibi 12 adet tarihi köprü vardır. Bunların en büyüğü Ağanın Köprüsü olup, ayal açıklığı 20 m., yüksekliği 11 m.dir. Köprü sağlam olmakla birlikte karayolu ulaşımı yanı başındaki beton köprüden sağlanmaktadır. Bu köprü yaklaşık 200 yıl önce çevre köyleri tarafından imece usulüyle yapılmıştır. Köprü üzerindeki kitabede "El hasenatu vel hayrat hüvelbaki Kethüdazade Emin Ağa hayratıdır. 1232" yazmaktadır.

   Define arayıcıları bu kitabeyi yerinden çıkarmış, ancak duyuldukları için bırakarak ka
çmışlardır. Yağlıdere çayı boyunca karşılıklı kıyılarla irtibatı sağlamak için tahta asma köprüler yapılmış ve halen ulaşımda kullanılmaktadır. 

    2. SARI HALİFE:
Anadolu`nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında Türk dervişlerinin büyük payı olmuştur. Bu dervişler tekke ve zaviyelerini kurdukları yerlerde; tarım, bayındırlık ve eğitim işlerine önderlik etmişlerdir.

Tekke köyündeki zaviyenin de; Yavuz Sultan Selim`in Trabzon Valiliği sırasında, annesi Gülbahar Hatun tarafından tahsis edildiği ve yönetiminin de Hacı Abdullah Halife`ye (Sarı Halife) bırakıldığı, köydeki Osmanlıca Vakfiyeden ve Tapu Tahrir Defteri`nden anlaşılmaktadır.

Köydeki zaviyeden günümüze; camii, zaviye, misafirhane, değirmen ve Tuğlacık Köyü`ndeki türbe kalmıştır. Fırın ortadan kaldırılmış, zaviye misafirhanesinin yerine ebe evi yapılmıştır.

Camii 12.90 x 9.00 m. ebadında olup; kalın taş duvarlıdır. Bir giriş ve kare şeklinde bir harim kısmından meydana gelmektedir. Örtüsü dört omuzludur.

Zaviye, Hacı Abdullah Halife`nin dergahıdır. 5.55 x 5.00 m. abadındaki zaviye, kalın taş duvarlı bir altyapıya sahiptir. Kapısı doğu cephesindedir. Üç basamaklı ahşap bir merdivenle çıkılır. Zaviye`de pöstekiler, asalar, sırlı seramikler ve kandiller gibi eşyalar bulunmaktadır. 
 

Misafirhane iki katlı olup; birinci katı ahır, ikinci katı ise 11.10 x 11.10 m. boyutunda ikametgahtır. Kuzeyinde bir hayat vardır. Girişte dar bir koridora açılan üç oda ve bir tuvalet yer alır. Her odanın bir ocağı ve taş dolapçıkları vardır. Bu misafirhanede gelip geçen bütün misafir ve yolcular kalıyordu.

Değirmen; köyün şimşirlik mevkiindedir. Su arkı ve oluğu büyük blok taşlardan yapılmıştır. Esas duvarları ise gayrı-muntazamdır. Halen çalışmakta olup, suyunun hiç bir zaman eksilip-artmadığı söylenmektedir. Değirmenin yanından akan dere bazen kuruyup, bazen taşmakta ama bu durum değirmeni hiç etkilememektedir.

Bugün Tekke Şeyhinin torunlarının elinde şu vesikalar vardır: 

a. Kanuni Devrinden Kalma Bir Vakfiye:
Uzun bir ceylan derisi (yaklaşık iki metre uzunluğunda ve yarım metre eninde) üzerine siyah ve kırmızı mürekkeple yazılmıştır. Yukarıdan aşağıya doğru besleme levhası, hamdele ve salvele levhası, Kanuni`nin Tuğrası, Anadolu Kazaskeri Muhemmedü`r-Rumi Haşiyesi, Vakfiyenin esas kısmı ve şahitler kısmından oluşmaktadır.

b. Üç Mezar Taşı:
Bu taşlar tekke mensubu üç erkeğe ait birer baş şahidesidir. Her üç şahidenin başında birbirinin aynı olan birer kavuk vardır. Mehmet oğlu Es-Seyyid es-Şeyh Abdullah, Ali Şeyh-zade Ömer Ağa`nın oğlu Ali Ağa ve Es-Seyyid Mehmet Şeyh oğlu Ali Şeyh şahideleri olduğu kitabelerinden anlaşılmaktadır. 

c. 1913 Yılından Kalma İki Berat:
Her iki berat da 5. Sultan Mehmet Reşat`ın tuğrasını taşımaktadır.

Belgelerin incelenmesinden; Hacı Abdullah Halife Zaviyesi`nin 1400`lü yılların sonundan, Cumhuriyet dönemine kadar hizmet verdiği anlaşılmaktadır. Hacı Abdullah Halife Nakşibendi tarikatına mensuptu.

Sarı Halife ile ilgili bazı olaylar nesilden nesile aktarılmış; günümüze kadar galmiştir. Aktarılma şekli tam sağlıklı olmamamkla beraber bunlardan bazıları şöyledir:
Sarı Halife köye bir değirmen inşa etmiş ve bendini yaptıktan sonra, bugünkü suyun olduğu yere asasını vurmuş, asanın vurulduğu yerden çıkan su, değirmeni çevirmeye başlamış. Sarı Halife`nin değirmeni; öğütmek için mısır dahi koymadan un yapmaya, Halife de bunları halka dağıtmaya başlamış. Halife`nin kızı da kendisine yardım edermiş. Halife kızına, değirmenin mısır konulan teknesine bakmamasını söyler ve iyice tembih edermiş. Değirmen sürekli olarak, mısır koymadan, un yapmaya devam edermiş. Kızın; ergenlik çağına gelince mısır konmadan un nereden geliyor diye merakı artmış ve babasının tembihine rağmen tekneye bakmaya karar vermiş. Tekneye bakınca; büyük bir yılanın ağzından mısır akıttığını görmüş ve korkarak geri çekilmiş. Bundan sonra un kesilmiş. Babası durumu anlamış ama yapılacak bir şey yokmuş.

Diğer bir olay ise şöyle anlatılır: Halife köyden atına biner, Trabzon`a gider, Şeyhzade`ye ders verip aynı gün köye dönermiş. (Köy ile Trabzon arası 140 Km.dir.) Halife bir gün Trabzon`dan gelirken şimdiki ilçe merkezinde namaz kılmak istemiş, ancak kendisine seccadesini serecek yer vermemişler. Bunun  üzerine atını dereye sürmüş ve akan suyun üzerine seccadesini sererek ikindi namazını kılmış, sonra da köye geri dönmüştür. 
 

   HALİFE TEKKESİNE KANUNİ`NİN VERDİĞİ VAKFİYENİN ÖZETİ
...Bu vesika: en büyük sultan, büyük hakan, bütün ümmetlerin yönetiminin tek yetkilisi... nice büyük burunları kıran, şahları yüzleri üzerinde süründüren...yeryüzündeki bütün mazlumların sığınağı olan Allah`ın (yeryüzündeki) gölgesi...Sultan Süleyman Han`ın ninesinin tekkesiyle ilgili olup, babası Sultan Selim Han...kendisine arz-eylediği üzere, azim olan Allah`ın sevabını isteyerek ve "o gün ki ne mal ne evlad fayda verir, ancak iyi bir yürekle Allah`a yönelmek fayda verir." (olarak nitelenen) günde, o günün sahibi ve maliki olan O`nun elemli cezasından kaçınarak ve sadık bir niyet ile, Trabzon sancağındaki, Kürtün kazasının, Yağlıdere nahiyesine bağlı olup; yerinin belirli olmasından ötürü, sınırları ile niteliklerinin açıklanmasına gerek olmayan bir bölgede, rahmetli Hacı Halife`nin yaptırmış olduğu zaviyeyi şer`i olarak "vakf", geçerli olarak "habs" ve gönül rızası ile sadaka edip...ve bu vakfı rızaen kabul ve burada yazılı olan şekilde iki yönden sahih ve iki yönden şer`i olarak ve yazılı rivayetler dairesinde (Osmanlı) sultanlarının vakıf kanununa göre, onun tarafından (benimsenmiş) bulunmaktadır. 

Orada (gelen ve gidenlere) yemek verilecek; (herkese)...aynı derecede itibar ve riayet gösterilecektir... buna ters durumlar içine girilmeyecektir...

Sultan olsun, vezie olsun; kadı olsun, emir olsun; zaim olsun, rayib olsun; hazır olsun, gaayip olsun; reayadan olsun, timar erbabından olsun; ve bunlardan başka iyi adam olsun, kötü adam olsun; hiçbir kimsenin tağyir, tebdil, tahrif veya tatil veya bunlara benzer beğenilmeyecek herhangi bir işlemle herhangi bir şekil veya sebep altında vakfa müdahalesi caiz olmayıp, her kim fesih veya tahrif suretiyle vakfa müdahale ederse Yüce Allah, ceza gününde afv-etmez ve çeşit çeşit büyük azaplarla onu cezalandırır...

Buna göre vakfiyenin şehadet altına alınması ve yazılması 950 (1543 Miladi) zilhiccesinin başlarında vuku buldu. 

   Rumi 1328`de Sultan Reşad Tarafından Verilen Berat Metni de Şöyledir:
Trabzon kazasına bağlı Sıra (Mera) köyünde oturan, bdullah Bey cami vakfından ücretli olarak gündeliği bir akçe vazife ile söz konusu camide hatiplik görevini üstlenen Süleyman oğlu Hasan`ın vefatı üzerine; bu yerde yapılan bir imtihan neticesinde ehliyet ve liyakatı ortaya çıkan, onun oğluna iş bu padişahın yüce buyruğunun bizzat kendisine verilmesine, mahallinde yapılan soruşturma ve mahkeme tarafından yapılan teftişinde ona bildirilmesi üzerine Evkaf Vekaleti tarafından özetlenerek bana arz edilen ve neticesinde 1327 yılının Zilhicce ayının 23. günü benim tarafımdan çıkartılmış bulunan Hattı Hümayun-u Şahanem gereğince, hatipilik vazifesinin adı geçen şahsa verilmesine; O`nun bu resmi görevine devam etmesine, tembellik ve ihmalkarlık gösterilmesi halinde bu vazifenin ondan alınarak bir başka şahsa verilmesi şartıyla da onun bu görevde yetkili kılınmasına dair iş bu Padişahlık Beratımı verdim. Böylece ferman buyurdum. 
 

   3.ÇAĞLAYAN ŞELALESİ:
İlçemizin sınırları içindeki Çağlayan Köyü`nde; yaklaşık 50 m. yüksekliğinde tabii bir şelaledir. Yeşillikler arasında; enfes ve doyulmaz bir görünüm arz etmekte; seyrederken dinlendiğinizi hissetmektesiniz.


Dernek  |  Bize Ulaşın  |  Bağlı dernekler  |  İlçeler  |  Haberler beyaz.net - bilisim - network - web uygulamalari